Umut Evleri Nedir?

Hikayemizin başı 1999 yılındaki 17 Ağustos Gölcük ve 12 Kasım Düzce depremlerinden sonra oluşan güvencesiz kargaşa ortamına dayanıyor. Düzceli Depremzedeler Derneği, tüm Türkiye’yi sarsan bu felaket sonrasında ‘birlikte davranarak sorun çözme’ modeli etrafında bir araya gelenler tarafından kurulmuştu. Yüzlerce kişi deprem sonrası acil gündelik sorunlarının üstesinden dayanışmayla gelerek kendi yaşamlarına sahip çıkmıştı.

12 Kasım 1999 Düzce depremi sonrası yıkılan ya da ağır hasarlı olarak tespit edilen konutlar üzerinden yapılan hak sahipliği tespit çalışmasında sadece ev sahiplerinin konut ihtiyaçları karşılanırken kiracı durumunda olanlara yönelik bir çözüm üretilmedi. Uzun yıllar kiracı durumunda yaşadığımız şehirde depremden sonra kiracı olmak pahalılaşan ev kiraları nedeniyle daha da zorlaştı. Bazılarımız köylerde akraba evlerinde yaşamaya dönmek durumunda kaldık. Şehirde işlerine devam edenlerimizin bir kısmı ya prefabrik konutlarda ya da hasarlı evlerde kiracı olarak ikamet etmek zorundaydı.

12 Kasım 1999 Düzce depremi sonrası yıkılan ya da ağır hasarlı olarak tespit edilen konutlar üzerinden yapılan hak sahipliği tespit çalışmasında sadece ev sahiplerinin konut ihtiyaçları karşılanırken kiracı durumunda olan bizlere yönelik bir çözüm üretilmemişti. Ayrıca piyasa ya da devlet tarafından üretilen konut ve toplu konut, bizler için pahalı olmasının yanı sıra ödenebilir bir kolaylık sağlamıyor.

Bizler bu konut sorunumuza çözüm bulmak için biraraya gelerek 2003’te Evsiz Depremzedeler Dayanışma Konut Yapı Kooperatifi’ni kurup depreme dayanıklı, sağlıklı ve güvenli konutlar için bir hak mücadelesine giriştik. Bu süreç boyunca yüzü aşkın hukukçu, mimar, şehir plancısı, iletişimci, sosyolog, psikolog, akademisyen ve öğrenci de dayanışmanın parçası, Yapı Kooperatifi’nin gönüllüleri oluyor.

Afetlerden sonra sadece ev sahiplerinin değil, mülksüz kiracıların da hakları olduğuna dair sürdürdükleri hukuki ve fiili mücadele 15 yıl sonra devletin arsa tahsisiyle ilk hedefine ulaşıyor. Düzceli depremzedeler ve gönüllüler şimdi ikinci hedeflerine doğru ilerliyor: 389 hak sahibine konut inşa etmek. Hem de tasarımdan başlamak üzere proje sürecinin her aşamasında kapsayıcı ve katılımcı olarak.

Kooperatif çatısı altında birlik olarak, kendi yaşam biçimimizi yansıttığımız, kendi hayatımıza uygun konut yapılabilir diyoruz. Bir ilki gerçekleştirerek ev sahibi olma sürecinde neredeyse tekelleşen TOKİ veya bilumum özel firmalar olmadan bir toplu konut modelinin mümkün olacağını göstermek istiyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir